Forum Seksenler
Forumumuzdan yararlanabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üyelik ücretsizdir, sizleri de aramızda görmek isteriz...
Anket

Andrea Berg'in "Schwerelos" Albümünü Nasıl Buldunuz?

29% 29% [ 2 ]
57% 57% [ 4 ]
14% 14% [ 1 ]

Toplam Oylar : 7

En son konular
» Pet Shop Boys Mp3'leri
Paz Kas. 16, 2014 12:25 am tarafından extremeways

» Yeni Bölüm İstekleri
C.tesi Kas. 30, 2013 7:16 pm tarafından ozgerdeem

» ••• NightHawk 80ler Kosesi •••
Cuma Ağus. 17, 2012 3:22 am tarafından Thekarra70

» Dieter Bohlen - Şarkı Listesi
Ptsi Tem. 09, 2012 3:34 pm tarafından MTAdmin

» '80'ler Mp3'leri
Perş. Tem. 05, 2012 10:20 pm tarafından ozgurbilge

» Alphaville Mp3'leri
Perş. Tem. 05, 2012 10:17 pm tarafından ozgurbilge

» Blue System Videoları
Cuma Haz. 15, 2012 10:29 pm tarafından DiBohlen

» Giorgio Moroder Mp3'leri
Perş. Ocak 05, 2012 9:02 pm tarafından manyuka

» '80'ler Videoları
Paz Kas. 06, 2011 11:19 pm tarafından kiraz61

Galeri


Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Sosyal yer imi

Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde Modern Talking ve '80'ler Forumu adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde Forum Seksenler adresi saklayın ve paylaşın

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 


Anahtar-kelime

Güncellemeler

Çarş. Ağus. 05, 2009 1:01 pm tarafından MTAdmin

Forum hakkında en son güncellemeleri bu başlıkta sizlere ileteceğiz...

- Hızlı cevap …


Yorum: 88

Radyo Seksenler Yayında

Ptsi Nis. 12, 2010 8:02 pm tarafından MTAdmin

Radyo Seksenler'i açmış bulunuyoruz arkadaşlar. '80'lerin en iyi hitleri, Italo Disco, Modern …

Yorum: 37

Forumun Şu Anki Halinden Memnun musunuz?

Ptsi Ağus. 09, 2010 12:45 pm tarafından MTAdmin

Sevgili forum üyelerimiz, forumumuz 1. yılını doldurmak üzere. Peki sizce forumumuz şu anda …

Yorum: 1

Banlanmış Üyeler

Salı Nis. 20, 2010 1:24 pm tarafından MTAdmin

Banlı üyeler ve banlanış nedenlerini belirteceğimiz başlık.

modernmabuse

Forum …

Yorum: 5

Forumumuza Destek Olmak İster misiniz?

C.tesi Mayıs 01, 2010 11:01 pm tarafından MTAdmin

Forumumuza aşağıdaki sayfa aracılığıyla bağış yapabilirsiniz. Unutmayın ki …

Yorum: 0


Dieter Bohlen - Röportajlar

Aşağa gitmek

Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından Utku Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:42 pm

Chat Protokolünde Dieter Bohlen

Almanca'dan çeviri: Kamil Koçak

Soru: Grand Prix'de kişisel favorin kim tabii Isabel dışında?
BOHLEN: Rasyonel nedenlerden dolayı: Kellys.Çünkü çok sert hayran kitlesi var.
Soru: Nino ile ilişkilerin bugün nasıl? Önceden onun yarışma şarkısını yazmıştın...
BOHLEN: İlişki süper, burada çok muhabbet ediyoruz, dünyadaki en kızgın şarkıcı.
Soru: Bu yarış için bir şarkı daha yapar mısın, bugün kazanmasan bile.
BOHLEN: Ben kafasını kuma saklayan bir kaybeden değilim. Her zaman varım.
Grand Prix'ten sonra Isabell ile bir albüm planlıyor musun?
BOHLEN: İkinci single'dan sonra bu düşünülebilir.
Neden hep benzer görünüşlü kadınlara yapımcılık ediyorsun?
BOHLEN: Her zaman en iyisini aradım - BILD-Casting'de daha iyisi yoktu.
Ne kadar süre daha Thomas Anders ile şarkı söyleyeceksin?
BOHLEN: Hayran kitlemiz yani fanlarımız bize sadık kaldığı ve Platin aldığımız sürece.
Modern Talking ile Grand Prix'te yer almayı düşünmez misiniz?
BOHLEN: Otuz yıl içinde tekerlekli sandalye ile geliriz!
Verona Feldbusch ile bağlantın var mı hala?
BOHLEN: Hayır, Verona'yı bir daha görmek istemiyorum.
Thomas Anders gerçekten beste yapabiliyor mu?
BOHLEN: Açık, yeni modern Talking albümüne bir sayı yazdı.
Isabell bugün kazanırsa ne yapacaksın?
BOHLEN: Sonra Estland'a gideceğim.
Merhaba????? Estefania da bugün orada mı?
Dieter, yeniden evlenmeyi düşünüyor musun?
BOHLEN: Estefania da burada ve evlenmek, neden olmasın?
Yakında Isabel'e Playboy'da hayran kalabilir miyiz?
BOHLEN: Hayır!!! Bunun için o daha çok genç.
Özel olarak hangi müziği dinlersiniz?
BOHLEN: Listelerde olan herşeyi dinlerim.
Sahneye çıkmadan önce lamba harareti basar mı seni?
BOHLEN: Ama nasıl, bana parlayan lamba da derler.
TV total'deki sahneye çıkıştan dolayı mutlu musun?
BOHLEN: Stephan Raab benim bir arkadaşım ve beraber çok eğleniriz.
Neden elinizde hep bir gitar tutarsınız (video kliplerde) şarkıda hiç gitar kullanılmamasına rağmen???
BOHLEN: Nedeni ellerimle ne yapmam gerektiğini bilmememden dolayı.


Birisine yapımcılık yapmadan önce, dış görünüm yüzde kaç önemlidir senin için?
BOHLEN: Dış görünüş önemli ama Kellys den görüldüğü gibi bunun en önemli olmadığı gerçek. En son ses belirleyici oluyor!
Ölümden sonra yaşama inanır mısın?
BOHLEN: Hayır, ölüm ölümdür; eğer ölürsem, ölmüş gitmişimdir, sonra cennette tekrar karşılaşırız.
Kaç yıl sonra şov dükkanından çekilme olmalı?
BOHLEN: Kırktan sonra! Ben otuzsekiz yaşındayım ve buna rağmen iyi durdum.
Sayın Bohlen, hayatınızda şu ana kadar dolmamış neyi istersiniz?
BOHLEN: Her yıl daha genç olmayı isterdim.
Yaşlılığa karşı ne yapacaksın?
BOHLEN: Gelecekte yaş konusunda yalan söyleyeceğim.
Modern Talking'in radyolarda bu kadar seyrek çalınmasının nedenini açıklayabilir misin?
BOHLEN: Çok başarılı olduğumuzdan dolayı, bunu radyolardaki bazı kimseler yediremiyorlar kendilerine.


Gerçek bir meslek öğrendin mi?
BOHLEN: Diplomalı ticaret adamı, işletmeci yani tam akademisyen!
Hayatının en büyük çelişkisi neydi ve neden?
BOHLEN: Verona Feldbusch'u doğru! tanımış olmam.
Annemin sizin plaklarınızı dinlemesine karşı ne yapmalıyım? ;-)
BOHLEN: Annendeki iyi müzik zevkinden sen de yararlanabilirsin. Annene selam!
Matematikteki durumun nasıldı eskiden?
BOHLEN: İyi derecedeydi!


İkinci bir ön adın var mı?
BOHLEN: Günni, yani Günther.
Dieter, Fanpost okuyor musun?
BOHLEN: Evet her gün Internet'teki forumlara bakıyorum.
Gerçekten moderntalking-web.de adresinde foruma yazdın mı??
BOHLEN: Evet, bugün kendim yazdım, sonuncusu saat 10'daydı.
Nasıl bir araba sürüyorsun?
BOHLEN: Ferrari, Mercedes, Honda, Viper...
Sivil toplum örgütlerine bağış yapar mısın?
BOHLEN: Evet, örnek olarak Dieter için bir Kalp kampanyası. Tabii ki alıcıları söylemeyecğim.
Kendine burnu büyük diyebilir misin?
BOHLEN: Bu da nesi!


BOHLEN: Ne yazık ki gitmeliyim. Sizinle olmak güzeldi. Fakat otele gitmeliyim - üzerimi değiştirmeliyim vs... Sevgiyle kalın!!








Kamil KOÇAK'a Teşekkürler
avatar
Utku
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 435
Forum Puanı Forum Puanı : 887
Rep Puanı Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09
Yaş Yaş : 37
Nerden Nerden : İzmir,tam 35

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından MTAdmin Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:46 pm

Bu röportaj gerçekten çok eğlenceli. İlk okuduğumda çok beğenmiştim. Şimdi forumda görmek güzel. Teşekkürler paylaşım için.
avatar
MTAdmin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 4394
Forum Puanı Forum Puanı : 11617
Rep Puanı Rep Puanı : 36
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09

http://seksenler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından Utku Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:48 pm

Hayran olduğum grubun hayat hikayesini bilmek çok güzel..
avatar
Utku
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 435
Forum Puanı Forum Puanı : 887
Rep Puanı Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09
Yaş Yaş : 37
Nerden Nerden : İzmir,tam 35

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından Utku Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:52 pm

Haziran 2003. Bild gazetesinde Dieter Bohlen ile röportaj:

Çeviri: Kamil Koçak

BILD: Modern Talking'in son bulması fanlar için tamamen şaşırtıcıydı. Buna ne zaman karar verdiniz?

Bohlen: Thomas ve ben aylar öncesinden bu yıl son bulacağı konusunda karara vardık. Aslında sonbaharda ayrılığı gündeme getirecektik. Konserden önceki cuma günü Thomas'a fanlarımıza şimdi bilgi vereceğimizi söyledim. Kendiliğinden oldu bu. 25000 kişi oradaydı, atmosfer harikaydı. O an büyük annemi düşündüm. Her zaman "en iyi olduğu anda son bulmalı" derdi.

BILD: Thomas Anders turneyi sonuna kadar seve seve götürebileceğini ve yanlış zamanlama olduğunu belirtti.

Bohlen: Ben bunu öyle görmüyorum. 21 Haziran'da Berlin'de büyük bir veda konseri vereceğiz.

BILD: Ayrılma için gerçek neden nedir? Thomas Anders'in sahneye bir saat gecikmeyle çıkması ile ilgili aranızda gerginlik yaşanmış olmalı yine.

Bohlen: Yarım saat geç kaldı. Bunu sonradan öğrendim. Ama bu, Modern Talking'i dağıtmak için bir sebep değil. Thomas üç gün geç de kalabilirdi, bu da bir sebep olmazdı.

BILD: Peki ya ne?

Bohlen: Thomas bir süredir solo planlara sahip. Modern Talking ve bir solo kariyer birlikte kolayca devam edemezdi. Bu yüzden herbirimiz sadece kendi işimizi yapıyoruz. Anders sadece Anders. Ve nerede Bohlen varsa, içeriğinde de sadece Bohlen vardır.

BILD: 16 yıl önceki ilk dağılmada ikinizin arası umutsuz bir şekilde açılmıştı.

Bohlen: Doğru. Fakat şimdi birşey yok. Thomas'ın ne diyeceği farketmiyor, benim tarafımdan kötü söz olmayacaktır.

BILD: Modern Talking'in sonu acı veriyor mu?

Bohlen: Evet, ama son iki yılda hayatımda çok şey değişti. Yeni yoğun işler çıktı. İkinci kitabımı yazıyorum, gelecek Deutschland sucht den Superstar yarışmasının eleme kademeleri var, bir çizgi film yapım sürecinde. Sırtımda yüz tane yük var. Herşey çok fazla geliyordu. Estefania sık sık daha az çalışmam ve sağlığımı daha fazla düşünmem gerektiğini söylerdi. Estefania için daha fazla zaman ayırmak istiyorum. Ve çocuklarım için de daha fazla zaman. Beraber vakit geçirmemiz gereken yaşlarda onlar daha. Yani en fazla zamanımı alan şeyden vazgeçecektim, yani Modern Talking'den.

10 Haziran günü RTL'deki haberde Bohlen "Yerini korumadan Modern Talking müzikal olarak nasıl geliştirilebilir konusunda düşüncelerim gitmeye başlamıştı. Diğer yeni sanatçılarla zaman daha kolay geçiyor. Thomas Anders'in müzikal konseptini kendi sorumluluğunda geliştirecek olmasını da takdir ediyorum." diyordu.

Sonraki günlerde Der Spiegel'de yer alan haberde RTL ile her yıl için 500 000 Euro almak kaydıyla üç yıllığına anlaşma imzalamış olan Bohlen'in tüm bunların ardından sesi yükselmeye devam ediyor: "Haklar bana ait. Şarkıları ben besteledim. Thomas ise sadece seslendirdi. Ben 10.000 saat işe yatırım yaptım, o ise belki beş saat. Diğer projelerim ile de ilgilenmeliyim. Hayatımda beni en az eğlendiren şeyi sonladım. Hayat arkadaşım Estefania ve çocuklarım ile daha uzun süreli tatile çıkamam problemlere yol açmaya başlamıştı aramızda." Ve devam ediyor: "Bu hafta 72 adet altın plak veriliyor bana. Başarının beni terk etme olasılığı, Tötensen'e (Kuzey Almanya'da bir kent) meteor düşmesi olasılığı kadar."
avatar
Utku
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 435
Forum Puanı Forum Puanı : 887
Rep Puanı Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09
Yaş Yaş : 37
Nerden Nerden : İzmir,tam 35

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından Utku Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:56 pm

29 Eylül 2003 tarihinde Alman Stern dergisinde, Bohlen ile yapılan sohbet niteliğideki yazı:

Herşey Bohlen mi, ya da ne?

Söyleşiyi yapan Hannes Ross
Almanca'dan çeviri : Kamil Koçak

Tabii ki Dieter Bohlen kendisini dünyanın merkezi gibi her zaman hissetmedi. Eskiden, 1967 baharında bu boktan kapitalist dünyadan bir gün bir kardeşçe bir dünya olacağına hala inanıyordu. Daha 13 yaşındaydı ve Oldenburg'un dış mahallelerinden birinde yaşıyordu. "Bild" gazetesini değil, aksine Karl Marx'ın tapınılan kitabı "Das Kapital"i okuyordu. Ve bir Mercedes köy sokağından geçerken küçük Dieter yüksek sesle "parti kodamanının boktan külüstür arabası!" diye bağırıyordu arkasından.

Aptalca olan sadece, babası Hans'ın müteahhit olmasıydı. 200 işçi emrinde çalışıyordu. Ve bu da yetmezmiş gibi baba Hans da "parti kodamanının boktan" Mercedes'ini sürüyordu. Birşeyler gerçekleşmeliydi. Böylece Dieter Bohlen bir öğleden sonra evinin çatısına çıktı ve kendi devrimini ilan etti. Eğrilmiş antene orak ve çekiçli komünist bayrağı çekti. Bayrak aşağı inmeliydi ve Dieter de banyoya, firma sahibi Bohlen'in oğlunu hak ve düzen konusunda şiddetle azarladığı yere...

Belki o gün, Bohlen'in sağ ya da solun, muhafazakar ya da sosyalın önemli olmadığını anladığı gündü. Bunlar sadece, aptalca gevezelik edenler için boş simgelerdi. Eğer hayatta sağ kalınmak isteniyorsa, güvenilebilecek tek kişi vardır: kişinin kendisi. Ve sadece bir sabite güvenilmeli: yukarıda kalabilmek.

36 yıl sonra Dieter Bohlen Hamburg'daki bir restoranda oturuyor. "Hey sen oradaki, dilbalığınız var mı? Açım be!" şeklinde masasına yaklaşan genç bir garsona sesleniyor. Yaşlı bir çift de korkmuş şekilde bakınıyor. Adam sessizce şu cümleyi fısıldıyor: "Bu Dieter Bohlen!" ve eşi de anlamış bir vaziyette başıyla onaylıyor. Bohlen, insanların baktığını biliyor. Onlar, Bohlen'i tanıdılar, bu yüzden ödüllendirilmeliler. Cebinden mobil telefonunu çıkarıyor ve reklam anlaşması yaptığı GSM operatör firmasının avukatıyla yüksek sesle konuşmaya başlıyor. "Reklamda telefonu Beckenbauer gibi yüksekte tutmam" diyor. "Bunun için bir dağ keçisine sahip değilim, bu megaboktan bir şey!" Mutlu bir şekilde cep telefonunu yerine koyuyor.

Şimdi oradaki herkes kiminle orada oturduklarını biliyorlar. Dieter Bohlen yıllarca güçlülerin ve ciddi insanların saygısının özlemini çekti. O her zaman ulusun göt deliğiydi sadece çünkü. Gıcırdayan lastikleriyle Ferrari'sini diskoteklerin önünen park eden ve içeride kendisini genç, seksi ve kariyer yapmış kızlara hayran bırakan gösterişçi popçu. Her zaman herkese kendisinin iyi bir turna balığı olduğunu göstermek zorundaydı. Bulvar basınını Hamburg yakınlarındaki Tötensen'deki villasına davet eder ve zenginliğini gösterirdi, her zaman bir fiyat verişle: 25.000 Euro kullanılmış bir Rolls-Royce için, 40.000 Euro'ya bir şömine, 13.000 Euro'ya bir Rolex. Önceki hayat arkadaşı Nadja Abd El Farrag için "Temizlikçi kadına ihtiyacım yok - kız arkadaşım Naddel var ya" şeklinde konuşmuş olan Dieter Bohlen duygulu insanlar için bu yüzden modern proleteryanın doruk noktasıydı.

Fakat Dieter Bohlen'in hayatında bir şey vukubulmuş olmalıydı. TV kanalı RTL kendi seyircisine, Bohlen ya da Schröder'den hangisinin Almanya'yı krizden daha iyi çıkaracağını sorduğunda yüzde 85lik kesimin düşüncesi müzik yapımcısından yanaydı. Birdenbire adının önüne yeni sıfatlar geldi: "Bild" için artık "Pop-Titan"dı, "Focus" onu "Tüm sanat eseri", "Süddeutsche Zeitung" ise "bir milli miras" olarak tanımlıyordu. Bohlen şimdi çok seyrek magazin ağırlıklı "Gala"ya konuşuyor ve iş dünyası ile ilgili olan "Handelsblatt"a nasıl sinerji birleştirilir ve networking işletilir konularını anlatmayı daha çok seviyor. O bir yapıcı; neye el atarsa başarıyla sonuçlanıyor. Belki insanlar, Bohlen'in davranışları göze çarpan Bavyeralı, Daniel Küblböck adlı bir Teenager'dan bir popstar yaptığı için, Almanya'yı da pislikten çıkarabileceğine inanıyorlar.

Bununla beraber kendisine bu gözle bakıldığı için Bohlen kendisini değiştirmedi. Her çağın zihniyetine karşı dayanıklı; "Modern Talking" zamanlarından beri sahip olduğu boyalı sarı saç tutamlarını hala kafasında taşıyor. Hala da çok uzun süreler güneşlenmek için bankta yatıyor. Ve eğer gerçekten iyi buluyorsa birşeyi, bu seksenlerden beri Dieter Bohlen dışında kimsenin böyle düşünmediği "mega şehvet" oluyor. Ve kendisine kendi pop şarkıları hala da aynı geliyor. Birileri ona niçin insanların onu birdenbire istediklerini sorduğunda cevabı bulması uzun sürmüyor: "Basitçe insanlara karşı "mega samimiyim". Kamera önündeki ve arkasındaki Bohlen arasında hiç bir farklılık yok. Bütün herşey filtrelenmeden çıkıyor benden."

Bugün de yine böyle filtresiz bir gün. Tüm öğle öncesi fındıkkıran sırıtışını televizyon kameralarına attı. Her zaman olduğu gibi kendi kendisinin reklamını yapmak için. Alman TV kanalı RTL için, üç yıllığına bir anlaşmaya imza atıldı. Özel bir yayın hazırlıyor, başlığı: "Dieter Bohlen'in ultimativ Süperstar Şovu". Şimdi en iyi yapabildiği şeyi yapıyor: Konuşuyor. Ex sevgilisi Naddel'in herşeyi açığa vuran kitabından korkmadığını söylüyor, çünkü böyle bir kitabı Naddel'in zaten yazamayacağını düşünüyor. Ve 23 yaşındaki kız arkadaşı Estefania ile evleneceğini belirtiyor, fakat bir gün Estefania'nın onu, tekerlekli sandalye ile kayalıklardan aşağı itmesinden korkuyormuş.

RTL'nin sarışın bayan röportajcıları ona köpük ve kumaştan yapılmış renkli mikrofon topunu tuttukları zaman ona soru sorma ihtiyacı duymuyorlar. Kamera çalıştığı zaman, Bohlen harekete geçiyor. Ara vermeden, konuşmacı olmadan her zamanki sohbet havasında. Ama gerçekten mutlu olarak davranmıyor sonra. Dilbalığını mutsuz biçimde çiğnediği gibi, bir anlığına suratından o daimi sırıtışı kaçıyor. Birden bire yorgun ve yaşlı gözüküyor. "Yarın herşey sona ermiş olabilir, eğer dikkat etmezsem" diyor. Sözleri fısıldıyor kimsenin duymasına izin vermemişçesine.

Bohlen RTL'nin CEO'suna bazı konularda müteşekkir. "Deutschland sucht den Superstar" adlı casting şovundaki "Bad Guy" olarak Bohlen'i Bay Zeiler seçmiş. Örnek aldığı kişi ise programın Amerika'daki versiyonu "American Idol"da yer alan müzik prodüktörü Simon Cowell. Simon Cowell, yarışmada yer alan bir bayana "Eğer 2000 yıl önce şarkı söyleseydin, insanlar seni taşlardı" dedikten sonra Zeiler'in aklına hemen Bohlen gelmiş. Almanya'daki başka hiçbir seçkin kişinin Bohlen kadar çenesini böyle kullanamayacağını düşünmüş.

Eylül'ün başından beri Bohlen yine milyonların önünde "star yaratıcı" rolünü oynuyor. Kimse Bohlen'in yanındaki jüriyle ilgilenmiyor. Ne BMG-Music-Chief Thomas Stein'in tatsız yorumları, ne radyo yapımcısı Thomas Bug'un çekingen yargısı, ne müzik eleştirmeni Shona Fraser'in aşınmış cana yakınlığı. Onlar sadece Dieter Bohlen'in yönettiği temsil ediciler. Herkes onun "Sen ormanda el feneriyle dans eden bir kör gibi dans ediyorsun" gibi bir çift söz söylemesini bekliyor. Geçen çarşamba beş milyondan fazla kişi Casting şovu "DSDS"yi seyretti, yüzbinlerce defa Bohlen'in sözleri geçen yıl internetten indirildi.

"Zeiler'e sonsuz minnettar olmalıyım. Benim gerçekte ne olduğumu göstermeme fırsat tanıdığı için" diyor Bohlen. Fakat Bohlen gerçekte nasıl ki? O "Bild" manşetleri, skandal kitapları ve No.1 hitleri arasındaki bir medya tiyatro gösterisinin rejisörü mü? Ya da belki sadece şiddeti, başkalarının yeni bölümlerini ve yeni baskılarını tanımak için kullanan bir bulvar temsilcisi mi?

"Gerçekten 'Bild'in benim için yazdıkları hiç etki bırakmadı bende." diyor hergün Bohlen. Tötensen'deki villasının çiftçi mutfağında oturuyor. "Puschi, bana bir yeşil çay yapar mısın lütfen?" şeklinde kapıdan içeri elinde alışveriş torbaları ile giren kız arkadaşı Estefania'ya sesleniyor. Yıldırım süratiyle alınanları buzdolabına yerleştiriyor ve mutfak masasının üzerine bir fincan yeşil çayı koyuyor. Sonra tekrar gözden kayboluyor. Bir hayalet gibi. Dieter Bohlen'in önünde serilmiş bir kaç dergi var, günlük basın takibi. Sadece Bohlen'in yer aldıkları okunuyor. En çok da birkaç ay önce kapağında "Neden insanlar birdenbire Bohlen'i sevmeye başladı?" yazan TV dergisi "Hörzu" hoşuna gitmiş Bohlen'in. Röportajcılara örnek olarak, nasıl iyi bir hikaye ortaya sunmasını gösteriyor.

Evde onunla beraberken Bohlen sistemi bir bölüm anlaşılıyor. Çünkü temelde telefon hattının sim kartında iki numara var, Avrupa'nın en büyük TV yayıncısının şefi Zeiler'in ve Avrupa'daki en büyük günlük gazete "Bild"in başyazarı Kai Diekmann. Bohlen ikisi ile beraber sürekli kontak halinde, çünkü onlar Bohlen'in kendi başına pazarlama makinesini ayakta tutuyorlar. Diekmann başsayfalar, Zeiler ise yayın saatleri ile ilgileniyor.

Bu öğleden sonra da "Bild" yeni bir haberin baskısını fakslamış Bohlen'e. Bohlen, kendi başına bu baskıyı mutfak masasında düzeltiyor. Başlık: "Dieter Bohlen'in yatağında oniki dişi". Altında da RTL'nin bir programından alınmış bir resim. Hangisi daha hoş gelir kulağa, dişi mi kadın mı. Bunu soruyor Bohlen ve kendi kendine cevabı buluyor: "Kadın daha ciddi geliyor kulağa." Böylece metin, Bild'in yazı işlerine geri gönderiliyor ve ertesi gün bütün değişiklikleriyle baskıya verilecek.
Bir anda havada yakalaması gereken bir çok top var Bohlen'in: "Hinter den Kulissen" adlı ikinci kitabı bestseller kitabı "Nichts als die Wahrheit"tan sonra şu an piyasaya sürülüyor birkaç gün içinde. Beş reklam müşterisi var. Bir giyim firması, bir süt üreticisi, bir GSM operatörü bir elektronik eşya mağazalar zinciri. Yeni fotoğraflar, reklam spotları ve bestelemesi gereken cep telefonu melodileri var daha. Bunun yanında gelecek yıl sinemalarda gösterilecek olan hayatı ile ilgili çizgi film var.

Son olarak SPD politikacısı Monika Griefahn Bohlen'i Federal Kazanç Kurumu'na önerdi, Cottbus'tan bir iktisatçı ona bir konuk profesörü sundu. "Superstar"-Galibi Alexander ya da Yvonne Catterfeld gibi pop yıldızcıkları hızlı kazandıkları şöhretleri sönmeden yeni Bohlen hitleri bekliyorlar. "Herşeyle kendi başıma ilgili olmadığım için dereden aşağı iniyor" şeklinde yakınıyor Bohlen. Eskiden bir fitnes fanatiğiydi, her gün iki saat ağırlık çalışması yaparmış. Şimdi 90 kilo ağırlığında ve kendisini çok yağlı hissediyor, ama çok yüksek bir noktaya gelmeden de fitnese gitmek istemiyor şimdi. "Tereddüt sadece zaman harcatır" diyor Bohlen. O şimdi vazgeçemiyor, kontrolü de teslim edemez.

İlk haber gazetesi "Bild"de kitabından birkaç özet var. Konu Udo Jürgens, Hartmut Engler veya Eva Herman gibi seçkin kişilerle ilgili. Hikayelerin içeriği de hızlıca anlatılmış: Ben, Dieter Bohlen, bu yalancı şov türünün tek dürüst yüzüyüm. Bunu bilen zaten kitabıma da ihtiyaç duymaz. Buna rağmen bir Bestseller olabilir. Dedikodu kitapları her zaman iyi satar, toplumun seçkin kişilerinin dedikodu kitapları daha da iyi. Ve kapakta sırıtan bir Dieter Bohlen'in dedikodu kitabı da en iyisidir.

Sayfaların arasından sıcak hava çok esse bile de... Bir noktada Bohlen ciddi bir iddiada bulunuyor, şarkıcı Nena ile birlikte "takırdadığı"nın artık pek bilinmediğini belirtiyor. Şöyle olmuş olay: Bohlen'i şikayetlerden koruması gereken avukatı ve Bild'de yazarlık yapan ve sırları açığa vurma ile para kazanan, Bohlen'in co-yazarı Katja Kessler arasında bu konu hakkında yeni hikayeler oluşmuş. Önceki çalışma arkadaşı Thomas Anders'e "açgözlü, tembel ve vicdansız" olarak hakaret etmiş.

Bohlen yine epey dağıtıyor yüz ifadesini, bu sefer kimsenin gülebileceği bir durum yok. Sesi kalınlaşıyor ve birdenbire onun da olmak istediği o sevimli, anlayışlı Dieter amcadan eser kalmıyor. Eskiden kendi kendine zarar vermeden kimi yargıcın önüne çıkaracağını daha iyi bilirdi. Medyada lobi olmadan kolay fedakarlıklar... Biyografisinde önceki kız arkadaşı Naddel'i alkolik olarak belirttiği gibi... Şampanya şişelerini bahçedeki çalıların arkasına saklıyormuş.

Buna rağmen Dieter'i sevmemek zor. Bohlen çiftçi kurnazlığında bir açığa direk vurmaya sahip başkasının hıncını gideren cinsten ve Dieter insanların onun için kendilerini işe koşmasını iyi anlıyor. Onunla zaman geçiren her kişi, onun tarafından istenmek(sevilmek) istiyor.

Belki bu yakında 50 yaşına gireceği içindir, ama onda hükmeden etki, bir çocukta olan etki. Gürültücü, yosma, övüngen ve güvensiz bir çocuğun etkisi, her zaman korkusu olan ve ciddiye alınmamış bir çocuk. "Seninle beraber oturduğum şu esnada bir kaç yüz bin Euro'ya hit bestelemekten para kazanmayı isterdim." şeklinde sözler çıkıveriyor ağzından. 160 milyon plağın üstünde satış yapmış ve Almanya'nın en başarılı müzik prodüktörü sayılan bir kişinin hala kendisini böyle sert kanıtlama çabası içinde olduğunu görmek insanı şaşırtıyor.

Hiçbir zaman, en iyi müzik üreticisi olduğunu söylemeyecektir, bu kadar bir kendini beğenme olmayacaktır. "Ben sadece en başarılı olanıyım. Geri kalanlar ise sadece zevk meselesi." Villasının birinci katında bir müzik odası var. Duvarlarda altın plaklar. Duvar kağıdının boş bir yeri yok. Ve konuk odasındaki yatağın üstü de yarım düzine onlardan dolu. Bir keyboard, bir kaç çift gitar ve eski bir Grundig teyp kaydedicisi, demo şarkılarını tamamlamak için daha fazlasına ihtiyaç duymuyor. Son rötüşları ise CDlerde pek anılmayan isimsiz ses tenekecileri yapıyor.

Bohlen, masanın altında duran, içi Demo kasetleri dolu üç karton gösteriyor. "Bu küçük, büyük ve büyük bok" diyor. Sonra "büyük bok" kategorisinden bir kaset çıkarıyor ve recorder'a takıyor. Vakvaklayan bir ses, keyboard, ucuz bir bilgisayarlı ritm makinesi üzerinden duyuluyor ve bir melodiyi tanımak zor gerçekten. "Adamım, o kadar da kulağa kötü gelmiyor" diyor Bohlen, "bundan süperstarlar için yeni bir hit çıkarabilirim. İddiaya girelim mi?" Bunu söylerken çok ciddi ve büyük olasılıkla iddiayı da kazanır. Son dört ay içinde 65 yeni şarkı yazdı ve dört buçuk milyon plağı da son dört ay içinde sattı. Kimse Alman çatılarının altında neyin dinlendiğini daha iyi bilemez.

Tabii ki bir numara hitler ve altın plaklar onu harekete geçiren şeyler değil. Paraya da yeterince sahip. Gazetelere göre 130 milyon euro (yaklaşık 211 Trilyon TL) serveti var. Bugün emekliye ayırsa kendisini ve hiçbir şarkı yazmasa, yılda 400.000 Euro telif haklarından dolayı kasasına para girecek. Peki onu sessizliğe gömülmekten alıkoyan şey nedir?

Akşama doğru da mutfağının çiftçi masasında otururken bu sorunun da cevabını buluyor. "İnsanların beni sevmelerini istiyorum. Diğer herşeye göre beni harekete geçiren bu. Halkın aptal adamının yerinde yeterince kullanıldım". Kısa bir süre susuyor ve dudağının üstünü siliyor, yoksa söylediği sözlerden korkmuş olacaktı.
avatar
Utku
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 435
Forum Puanı Forum Puanı : 887
Rep Puanı Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09
Yaş Yaş : 37
Nerden Nerden : İzmir,tam 35

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Dieter Bohlen - Röportajlar

Mesaj tarafından Utku Bir Paz Ağus. 09, 2009 2:59 pm

Dieter Bohlen ile 1991 yılında yapılan röportaj.
(Juma adlı derginin Nisan 1991 sayısı.)







Dieter Bohlen. Sanatçı mı yoksa iş adamı mı? Oldenburg'dan 36 yaşındaki Dieter Bohlen ikisi ve daha fazlası: O bir plak milyoneri. Sahnede Modern Talking'le görülüyordu, şimdi Blue System ile. Melodileri ile Nino de Angelo, C.C. Catch, Chris Norman ve diğer bir çok kişi başarılı olmuştur.

Soru: Neden her şeyi kendin yapıyorsun?
Dieter Bohlen: Doğru yanıt: Ben çok cimriyim. Makul olan cevap da: Önce bir kere doğru insanlar bulunmalı. Kendimden görüp kanaat getirdim. Parasının değerli olduğu hiç bir menejer tanımam. Eğer 25 yaşımdayken Ion Tiriac gibi biriyle karşılaşmış olsaydım, imzayı basardım herhalde.

Soru: Başarının en güzel tarafları nelerdir?
Dieter Bohlen: Bağımsız olmak, saygı, para.

Soru: Sevilmemekten korkar mısın?
Dieter Bohlen: Evet, ama bu korku herkeste vardır. Bunun dışında tanınmış ve başarılı olmanın yararları da var. Kasapta en iyi parça et verir kasap, eğer müziğimi seviyorsa.

Soru: Modern Talking'de Thomas Anders'in grubun etiketi olması konusunda problemlerin var mıydı?
Dieter Bohlen: Evet, özellikle insanların "Gitarı ile sallanan sarışın grupta ne işi var" gibi soruları karşısında. Bu beni sinirlendiriyordu, çünkü her şeyi ben yapıyordum.


Soru: Paul McCartney senin örnek aldığın kişi. Bir efsane, bir anıt. Hala sende endişe var mı?
Dieter Bohlen: Elbette! Talep ve gerçek satış tamamen farklı iki şey. Bu endişeden de en iyi şeyler çıkıyor.

Soru: Hangi sporları yaparsın?
Dieter Bohlen: Tenisçi dirseğine sahip olmama rağmen, tennis. Rusya'da ata binmeye başlamıştım. Atla gezintiye çıkardık. Devasa mısır ve çavdar tarlaları var orada. Orada şunu düşünmüştüm: "Seni aptal, şuna bak, hayat bu kadar güzel olabilir. Daha hala müzik sahnesine çömeliyorsun.

Soru: Lüks senin için ne ifade ediyor?
Dieter Bohlen: Lüks, sahip olunamayan şeyleri ifade eder. Benim için lüks, hafta sonu Mallorca'ya uçmak, turistlerin olmadığı bölgelere. Orada oturur ve Gamba yersem, en büyük zevk budur benim için. En büyük lüks ise özgür ve bağımsız olmamdır.

Soru: Ailen senin için hangi meslek planlarını yapardı?
Dieter Bohlen: Hiç bir şekilde müzisyen olmamı istemezlerdi.

Interview mit Dieter Bohlen im Jahre 1991.
(Quelle: Juma, April 1991)

**Aşağıdaki röportajın Almanca orijinalini sitemize gönderen sayın Bilgin Bağlık'a çok teşekkürler.

Dieter Bohlen ile röportaj (Bravo, Nisan 1992 sayısı)

Dieter Bohlen: "Organ Bağışı Yapmazdım"

Bravo: Lisede bir sınıf atladığın doğru mu?

Dieter Bohlen: Başlarda, üçüncü sınıfta gerçekten kötüydüm. Beşinci ve altıncıda da. Sonra vicdanıma hitap eden birkaç etkili konuşma geçti amcamla benim aramda. Amcamın adı Dr.Heinz Giszas -büyük annem kralların dağından gelmiş olduğundan ona bu ismi vermiş- ve Hamburg Limanı'nın şefi şu an. Onu kalbimle benimsedim, çünkü 14 amcam içinde entelektüellik açısından örnek aldığım kişidir. Onun benimle her zaman iyi geçinmesini isterdim ve sonraları ellerimle para kazanmak zorunda kalacağım için de korku duyardım. Babam inşaat müteahhitidir ve eskiden inşaatlara beni de götürürdü. İnşaat işçiliği bana göre değildi.

Okulda da aşırı derecede dik kafalıydım ve birkaç defa okuldan kaçmıştım. İlkokulumu bir defa değiştirmek zorunda kalmıştım, liseyi de. Bir bayan öğretmenimin kafasına şaka olsun diye bir cisim fırlatmıştım, böyle cesaret demeleri işte... 13 yaşında sarhoş halimle şehrin ortasında sendelemiştim ve müdürün arkasından bir dolu laf saymıştım. Babam da sonra duyduğu zaman şiddetli biçimde dövmüştü beni. Bütün öğretmenler benden nefret ederdi. Müzik dersine girmeme de artık izin vermiyorlardı, bunun nedeni de bir defasında gömleğimi çıkarıp göbeğimi sallayıp çevirmiştim. Herkese patronun kim olduğunu ve bunun da beni ilgilendirmediğini göstermek isterdim her zaman. Müzik dersi komik geliyordu bana, çünkü zaten piyano çalabiliyordum. Amcamla aramda geçen konuşmadan sonra bir defasında derse çok iyi hazırlanarak gelmiştim ve tamamen katılım göstermiştim.

Sonra birdenbire diğerleri için örnek gösterilecek olay haline geldim, artık en iyi notları alıyordum ve değerim de artıyordu. O esnada ailemle bir görüşme daha yapıldı yine ve öğretmenler dikkafalı oluşumu derste sıkılmama bağlayarak beni bir yukarı sınıf olan onbirinci sınıfa atlattırdılar. İspanyolca, İngilizce ve matematikte de bazı şeyler devam etti ve tamamen stres altına girmiştim. Ama yine de herşey devam etti.

BRAVO: Sen yatılı okulda da kaldın değil mi?

Dieter Bohlen: Evet, bununla birlikte yaşımı birkaç ay şok etmek istemiştim. Sekizinci ya da dokuzuncu sınıfta haşhaş ve uyuşturucu haplar kullanmaya başlamıştım ve hep hassas bir mektup terazisi taşırdım yanımda, çünkü kefenin birisine bir gramlık ağırlık koyardım, diğer kefeye de o bir parça boku, satıcılar birisinin hayatına sıçmasın diye.

O zaman da o uyuşturucu satıcısı beni Wersen'deki Krüger yatılı okuluna götürürdü ve tamamiyle acı çekerdim. Çok gaddar bir durumdu ve ayda da 1200 Mark tutuyordu yurt. Sadece iki kişilik odalar vardı ve eğitmenler de hep etraftaydı. Bir süre bu böyle devam etti, ta ki babam beni yatılı okuldan alıncaya kadar. O andan itibaren de okulda zirveye çıktım.

BRAVO: Lise bitirme sınavından aldığın not neydi?

Dieter Bohlen: İki aldım (Türkiye'de 5 üzerinden 4). 17 yaşında liseyi bitirdim 22,5'ta Göttingen'de işletme bölümünde sınavlara girdim: Orada her temel beş ders için altı saat sınav çalışması yazdım: Finansman, yönetim ve organizasyon, vergi, toplumbilim, denetim ve zilyetliği elinde bulundurma. Diploma ödevim ise bir yıl daha erkendi. Ve konusu "adli metodlar ve bunların kurallara uygun muhasebe defterlerinde kullanılması" Bunun için abartısız çok İngilizce kaynak okumuştum.

BRAVO: Doktora unvanı için de uğraştın mı?

Dieter Bohlen: Hayır, bunun yerine kendi gruplarımda müzik yaptım, "Aorta"da tüm üniversite dönemim boyunca Jazz-Rock yaptık ve üniversitede Menza şenliklerinde ya da Göttingen'deki "Pegasus"ta sahneye çıktık. Sonra da "Dacapo" adlı dans bandosunda çaldım. Cuma, cumartesi ev pazarları şenliklerde sahneye çıkardık ve üniversite eğitimimi bu yolla finanse ettim. Aynı zamanlarda "Monza" adlı projemle ilk sözleşmemi yaptım, arkadaşım Holger de benimle beraberdi.

BRAVO: Çok sevdiğin bir şarkı var mı?

Dieter Bohlen: Evet, Shanice'den "I Love Your Smile".

BRAVO: Tekno soundlar aranje edebiliyor musun?

Dieter Bohlen: Yani bunun zor olmadığına inanıyorum, ama henüz çok az melodim var bu alanda. Louis Rodriguez ve ben Hamburg'daki Heussweg'de altı stüdyoya sahibiz ve buralarda gençlerle beraber oturup birkaç şey mix ediyoruz. Louis stüdyonun sahibi ve ben devamlı kiracısıyım. Stüdyo 1'de bazı şeyleri beraber yaparız. Diğer stüdyoların da günlüğü 200 Mark tutarında. Kim sağlam bir fikre sahipse Dieter Bohlen'e müracaat edebilir, Quickborn'a. Ama fikir orijinal birşey olmalı.

BRAVO: Taşınmak istediğin doğru mu?

Dieter Bohlen: Evet, ben ve Nadja yine Hamburg'a taşınmak istiyoruz. Benim için evim ve çocuklarımın oturduğu yer arasındaki yolculuk gerçekten stres yaratıyor. Çünkü onları haftada üç ya da dört defa alıp, akşamları geri götürüyorum. Gidip gelmeler gerçekten sinir bozuyor. Bunun dışında Naddel bir atı olsun istiyor. Erika'ya da bir kilometre uzakta olmak kötü olmazdı. Ev biraz daha büyük olmalı, bir stüdyo ve birkaç da çocuk odası yer almalı. Yüzme havuzu da olmalı, çünkü çocuklarımla her havuza gittiğimde, insanların benden imza almak için etrafımda suda durmaları sinir bozucu. Marky'nin hiç korkusu yok, beş metre kulesinden atlıyor, o zaman gerçekten dikkatimi ona vermem gerekiyor.

BRAVO: Erika'dan boşanmak hala bir konu değil mi senin için?

Dieter Bohlen: Hayır, inanıyorum ki eğer bugün bana ayrılmamız gerektiğini söylerseniz, sizi yaralayabilirim.

BRAVO: Evlilikten korkar mısın?

Dieter Bohlen: Evet, panik derecesinde korkum var. Eş olma kavramı, saf teori olarak büyük bir anlam taşımıyor gerçekten. Erika ile resmi nikahım var, fakat kilisede nikah kıymadık. Ve o zaman kendimi iyi bir duygu tatmanın altında hissettim. Eğer çocuklar varsa, evlilik de olmalı. Nadja'nın bunu istemesini de anlayabiliyorum. Evlenmek çok kızın amacıdır. Belki üç, dört yıl içinde bir çocuk sahibi de olmak isteyebilir.

BRAVO: "Hello America" adlı Longplay'inde oğlun Marc için yazdığın bir şarkı var doğru mu?

Dieter Bohlen: Evet, şarkının adı "Crossing The River", çünkü Erica'nın evinin yakınlarında Marc ile oynadığım bir nehir var. Orada üzerine "Marc 91" yazısını kazıdığım bir ağaç var, aynen sevgililerin yaptığı gibi. Bir de nehirin ortasında bir ada var, önceden Marc üzerine çıksın diye yardım ederdim, şimdi tek başına yapabiliyor. Kıssadan hisse, eğer nehri geçebilecek kadar yeterli yaştaysan, kendi problemlerini de kendi çözebilirsin.

BRAVO: Ozon deliğinin varlığından nereye kaçıyorsun?

Dieter Bohlen: Eğer bodrum katındaki stüdyomdaysam, korku duymama gerek yok. Tatilde bir güneş tutkunu olduğum için bu konu sinir yapıyor tabii. Bilimsel olarak da açıklandı ki, ilerideki yıllarda ozon deliği büyüyecek. Şimdi güneş brandaları satılıyor, eskiden yoktu. İki yıl önce Kenya'dayken tamamen kızarmıştım. Marc, önceki yaz Portekiz'deyken yanmıştı. Almanya'nın üzerinde sorun olmadığına inanıyorum. Hafif bronz olmak için iki gün güneşte yatmak gerekiyor burada. Ben bunun için iki hafta uğraşmıştım. Politikacıların anlattığından çok daha fazla bu ozon deliğinin büyüdüğüne inanıyorum. Problem olan şey ise Almanya'nın bu işi düşünen tek ülke olması. Teorik olarak ben tabii ki de FCKW üretimine karşıyım.

BRAVO: Organ bağışı hakkında ne düşünüyorsun?

Dieter Bohlen: Hayır, organ bağışı yapmazdım. Kendimi seviyorum ben birazcık ve kendimden birşey çıkarmayı ve tabutta sol gözüm olmadan yatmayı isteme gibi bir derdim yok.

Sevgili Tanrı'ya eksiksiz gitmek istiyorum. Herşeyin öylece devam edeceğine inanıyorum. Büyük ihitmalle gökyüzünde müzik direktörü olurum ya da onun gibi birşey. Ve orada harp çalarken orta parmağımın eksik olmasını iyi bulmazdım. Ailem başka bir görüşte ama ben organ bağışı yapmayacağım. Problemlerin ne olduğunun farkındayım ama umarım ki bir insan hayatının kurtuluşu benim organlarıma bağlı olmayacaktır.

BRAVO: LP'nin adı "Hello America". Amerika'nın Dionne Warwick ile yaptığın düeti beklediğine inanıyor musun?

Dieter Bohlen: Hayır, tam tersine. Şarkının sözleri herşeyin çok zor olduğundan bahsediyor ve benim için her yılın altı ayını orada geçirmek imkansız. Nadja ve ben dört haftadan fazla kalmayız belki. Los Angles'taki "Beverly Hills Oteli"nde kalırız hep, Sunset Bulvarı'nın orada. Almanya ve Avrupa daha önemli benim için.
avatar
Utku
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 435
Forum Puanı Forum Puanı : 887
Rep Puanı Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 04/08/09
Yaş Yaş : 37
Nerden Nerden : İzmir,tam 35

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz